Hepimiz ay sonu gelen o kabarık faturaları gördüğümüzde “Acaba nerede hata yapıyoruz?” diye düşünüyoruz. Aslında cevap çok basit: Enerjiyi sadece kullanıyoruz, onu yönetmiyoruz. Enerji verimliliği, konforumuzdan ödün vermeden aynı işi daha az kaynakla yapmak demek. Peki, evimizde küçük değişikliklerle nasıl büyük farklar yaratabiliriz? İşte faturayı hafifletecek bir kaç altın kural:

Televizyonun altındaki o küçük kırmızı ışık veya prizde takılı kalan telefon şarj cihazı… Kulağa önemsiz gelse de, “bekleme modu” (stand-by) cihazları, toplam elektrik faturanızın yaklaşık %5 ila %10’unu oluşturduğunu biliyormuydunuz.

Hâlâ eski tip akkor ampul kullanıyorsanız, aslında parayı ısıya dönüştürüp havaya atıyorsunuz demektir. LED ampuller, eski ampullere göre %80 daha az enerji harcar ve çok daha uzun ömürlüdür. Bir evin tüm ampullerini LED ile değiştirmek, faturada anında gözle görülür bir düşüş sağlar.

Bulaşık ve çamaşır makinelerini tam dolmadan çalıştırmamak temel kuraldır. Ancak asıl farkı “Eko” programlar yaratır. Bu programlar biraz daha uzun sürse de suyu daha az ısıtarak enerjinin büyük kısmını korur. Ayrıca fırın kapağını her açtığınızda içeriye giren soğuk hava nedeniyle fırının %20 enerji kaybettiğini unutmayın; yemeği camdan izlemek bedavadır!

Peki yeni bir beyaz eşya alırken üzerindeki enerji etiketine hiç baktınızmı. A+++ sınıfı bir buzdolabı, eski bir modele göre yarı yarıya daha az enerji harcar. Belki başta biraz daha pahalıdır ama birkaç yıl içinde aradaki farkı faturadan çıkararak kendini amorti eder.

Unutmayın; en ucuz enerji, tasarruf edilen enerjidir!

Enerji verimliliği sadece bireysel ekonomimiz için değil, dünyamızın geleceği için de hayati önem taşıyor. Bugün değiştireceğiniz tek bir ampul, hem cüzdanınızda hem de doğada olumlu bir iz bırakacak.